top of page
  • Can Duru

Geleceğin İnşası: Metaverse ve Neuralink

Günümüzde Elon Musk'ın Neuralink projesi insan beynini kontrol etmeye çalışırken diğer teknoloji devleri ise Metaverse girişimleriyle 'dünyamızı' yönetmek istiyor.

Facebook gibi birçok büyük teknoloji şirketi, Meta dünyaların öncüsü olmak ve gelirlerini birkaç katına çıkarmak için Metaverse özelinde çalışmalar yapıyor. Yalnızca dijital bir dünya içerisinde avatar karakterlerini gördüğümüz ve kripto para üzerinden alışveriş yaptığımız Metaverse’te artışın bu miktarda fazla olmasının hedeflenmesi şaşırtmış olabilir  Peki, sadece görebilmek yerine bu sanal dünyayı hissedebilseydik nasıl olurdu?

Teknolojinin Geleceği: Metaverse’ü Hissetmek

Geçtiğimiz yıllarda teknolojinin gelişimine baktığımızda bunu olgun platformlar ve geniş gerçeklik olmak üzere iki ayrı kategoriye ayırabiliriz. Konsollar, telefonlar ve televizyonlar gibi olgun platformlar, uzun yıllardır kullanılan ve şu anda geliştirilirken küçük tasarım ve teknik detayların değiştiği ürünler olarak biliniyor. Sonuçta bu ürünlerin hepsi her yıl yeni işlemci ve özellikler ile donatılsa da temeldeki mantığı aynı olduğundan dolayı inovatif olarak düşünülmüyor.

Nostaljik cihazlar

Geniş gerçeklik kategorisinde ise yeni teknolojilerin gelişimine katkı sağlayan ve yakın gelecekte birçok inovatif değişikliğe gidebilecek ürünler bulunuyor. Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik kavramlarının geliştirilmesi ile Metaverse gibi hayatımızın tam ortasına bir meteor gibi düşen teknolojiler ile tanışabiliyoruz.

Bu teknolojiler gerçekliğin sınırlarına bağlı kalmak zorunda olmadığı için ütopik şekilde gelişebiliyor. Bu duruma en güzel örnek olarak insan-bilgisayar arayüzü teknolojisini verebiliriz.

Neuralink gibi projeler ile teknolojiyi hissetmek artık mümkün!

Her ne kadar Metaverse gelecekte çığır açma potansiyeline sahip olsa da şu an için insanların hayatında vazgeçilmez noktaya ulaşabilmiş değil. Bir sanal gerçeklik gözlüğü takarak Metaverse’ü yaşayabilir miyiz? Evet, tabii ki de! Ancak o gözlük ile gördüklerimizi hissedip anlayabilmemiz mümkün değil. Gerçek hayatta karanlık fobisine sahip olan insanların, metaverse ortamında da karanlıktan korkmasını bekleyebiliriz ancak bu durum her zaman böyle olmayabiliyor. Neden mi?

Metaverse dünyasında insanlar yalnızca gördüğü şeyleri anlayabiliyor ve beyin bunu bir analizden geçirebiliyor. Kısacası korkmamızı, mutlu olmamızı, heyecanlanmamızı ve titrememizi sağlayan duygularımız bulunmuyor. Tam olarak bundan dolayı insanlar Metaverse’ü gerçeklik gibi kabul edemiyor. Bu sorunun çözümü ise duygulara ve Neuralink’e bağlanıyor.

İlk olarak Neuralink projesi ile maymunlar üzerinde test edilen teknolojinin, insan üzerinde denenerek kullanıma uygun olup olmayacağı belirlenecek. Yapılan geliştirmeler ile beynimizde bulunan yapay sinir ağları ile duyguyu tekrar etmek mümkün olabilir.

İnsan Beyninde Yapay Sinir Ağ!

“İnsan beynin yapay bir yapı” kelime söz öbeği ilk başta kulağa hiç de hoş gelmiyor. Ya beynimizdeki teknolojik alet hata verirse ve bizi kötü etkilerse? “Ya birileri benim beynimi hacklemeye çalışırsa” gibi birçok ütopik düşünce kafamızın içinde dolaşıyor. Ancak gerçeklere bakınca durum hiç de öyle değil. “Beyin Gücüyle Pong Oynayan Maymun!” başlıklı içeriğimizde de belirttiğimiz üzere Neuralink yerleştirilmiş maymun yalnızca düşünceleri ile topu kontrol edebiliyordu. Bunu nasıl mı yapıyor? Neuralink, maymunun beynindeki sinyalleri kayderek bunları bir komuta dönüştürüyor ve daha sonra bilgisayar oyununa bu komutları gönderiyor.

Elon Musk’ın Neuralink projesine ait bir fotoğraf

Bu durumu farklı bir açıdan düşünürsek beyindeki sinyallerin kaydedilmesi ve spesifik olarak belirlenmesi Metaverse için oldukça yardım sağlayabilir. Uzun yıllar boyunca yapılacak araştırmalar ile kullanıcıların tüm duygu verileri toplanarak bunların beyinde oluşturduğu sinyaller analiz edilebilir. Bu şekilde hangi duygunun hangi sinyali oluşturduğu da tespit edilebilir. Tespit etme süreci tamamlandıktan sonra Meta gibi şirketler ile Neuralink’in ortaklaşa çalışmaları ile Metaverse’de yaşanan deneyimlerin beyinde hangi sinyalleri çalıştırdığı anlaşılabilir. Sonrasında ise ilgili hormonlar aktive edilerek kullanıcıya duyguyu yapay yöntemlerle yansıtmak mümkün olabilir.

Örneğin, 2030 yılında sanal gerçeklik gözlüğüne sahip bir kullanıcı işten eve çok yorgun bir şekilde geliyor ve bir miktar da olsa kafasını dağıtmak istiyor. Bunun için arkadaşlarıyla birlikte çevrim içi (metaverse) bir ortamda buluşmak ve bir şeyler yemek istiyor. Ancak çevrim içi bir ortamda yemek yemenin veya arkadaşlarıyla buluşmanın verdiği hazzı alamayacağını fark ediyor. Tam bu noktada Neuralink ile yapay duygunun oluşturulma durumunun devreye girmesi gerekiyor. Kullanıcının gerçek hayatta aldığı hazzı alabilmesi ve Metaverse gibi sanal ortamların gerçek dünyadan hiçbir eksikliği olmadığını göstermek için spesifik olarak o kişinin haz alırken yarattığı beyin sinyalleri Neuralink aracılığıyla taklit ediliyor ve beyin yapay yardımcılar sayesinde haz duygusunu hissetmeyi başarıyor.

Sahte duygu oluşturmayı ironik bir şekilde anlatan görsel

Neuralink ve Metaverse Birlikteliğinde bir Gelecek

Şu an için Metaverse dünyalarının çok erken olduğunu söylememiz doğru olabilir. Birçok geliştirici kendi evreninin oluşturuyor ancak aynı kripto paralardaki gibi bu yarışı kimin kazanacağı bilinmiyor. Bundan dolayı; evinizi, arabanızı ve eşyalarınızı satıp bu sanal evrenlerden mülk almak için henüz erken olabilir. Metaverse geliştirildikten sonra Neuralink’in de desteğini alarak sanal dünyaya insan psikolojilerini de dahil edebilirsek teknoloji çağı hiç olmadığı kadar yükselebilir ve insanların zevk doruklarına ulaşmasına sebep olabilir. Kaynak: WeForum

bottom of page