top of page
  • Can Duru

Yapay Zekâ ile Su altı Gizemi 

Dünyamızın yarısından fazlasını yani yaklaşık 1.400 milyon km3lük bir alanı su kaynakları oluşturuyor. Hayatımızı sürdürmemizde önemli rol oynayan bu kaynaklar, aynı zamanda büyük bir gizemi de içlerinde barındırıyor. Van gölü canavarından Atlantik Okyanusu’ndaki kayıp uçaklara kadar onlarca su altı gizemi günün birinde açıklanmayı bekliyor.

Sualtı gizemi olarak bilinen Van gölü canavarı

Havacılık tarihinin en gizemli kazalarından biri olarak bilinen Malaysia Airlines'ın 370 sefer sayılı uçuşu 2014 yılında okyanus üzerinde seyahat ederken bir anda radardan kayboldu ve o zamandan beri hiçbir şekilde ne uçaktan ne de enkazından haber alındı. Yapılan çalışmalar, enkazın okyanusun derin sularına gömüldüğün gösteriyor. Aradan geçen 8 yıl ve beraberindeki binlerce teknolojik gelişmeden sonra gizemli derinliklerde neler bulunuyor öğrenme zamanı gelmedi mi? Belki de insanlığın neslini tehdit edebilecek bir su altı canlı nesliyle tanışabiliriz.

Günümüzdeki Çalışmalar

Okyanusların derinliğini incelediğimiz zaman ortalama 3794 metre ile en fazla 11022 metre derinliğe ulaşabildiklerini görebiliriz. İnsanların şimdiye kadar ulaşabildiği en derin nokta ise okyanusun yüzeyinin 10927 metre altı olarak "the Challenger Deep" adıyla kayda geçti. Her ne kadar neredeyse okyanusun en derinine ulaşılmış gibi gözükse de bu durum tam olarak doğru değil. Bu dalış en uygun koşulların bulunduğu bir noktada gerçekleştirildi ve maalesef okyanusun diğer kısımları uygun olmadığı için o noktalarda aynı derinliğe inilemedi. Diğer bir deyişle, birçok nokta hala gizemini büyük bir ölçüde koruyor. 

Günümüzde okyanusların geri kalan kısmını keşfetmek için birden fazla çalışma yapılıyor ve bunların başında da önceki içeriklerimizde bahsettiğimiz Terradepth yer alıyor. Kendi kendine hareket ederek keşfedilmemiş yerlerdeki sırları ortaya çıkaran denizaltı, yapay zekâ sayesinde tüm bu yeni canlıların keşfini gerçekleştirebiliyor. Görünen o ki daha fazla ekonomik imkân ve geliştirme ile yapay zekâ okyanuslardan maden çıkarımına bile yardımcı olabilir.

“Deep Sea Atlantis” yapay zekâ kolonisinin fütüristik bir sualtı gizeminin görüntüsü

“the Challenger Deep” dalışından bir görüntü

Su altı Gizemi için Çözüm Yapay Zekâ

Okyanusun derinliklerindeki gizemi çözmek elbette çok zor olabilir ancak bu zorluğun karşılığı olarak insanlık tıp, enerji kaynakları, madencilik gibi farklı sektörlerde büyük bir atılım yapabilir. Örneğin, keşfedilmeyen yerlerde yeni canlılar bulunabilir ve onların vücudunda bulunan özel bir organizma insanlığın yüzyıllardır mücadele ettiği kanser veya Alzheimer gibi hastalıklara çare olabilir. Bundan biraz daha karmaşık düşünürsek okyanusun derinliklerine ulaşmamız binlerce insanın ölmesini dahi önleyebilir. Nasıl mümkün olabilir?

Bunun için ilk olarak deprem ve tsunamilerin nasıl olduğunu anlamalıyız. Dünyamız binlerce levhadan oluşuyor ve bu levhaların bir araya gelmesiyle bizim üzerinde yaşadığımız kara parçaları meydana geliyor. Bu levhaların altında ise magma ismi verilen akışkan ve ortalama 1000°C sıcaklığındaki bir katman bulunuyor. Bu katmanda gerçekleşen hareketlenmeler levhaların kopmasına ve hareket etmesine sebep oluyor. Bu hareket etme sonucunda da deprem ile tsunami meydana geliyor.

Bundan yola çıkarak, Terradepth gibi yapay zekâ destekli basınca dayanıklı araçlar ile okyanus tabanını keşfedebiliriz. Sonucunda ise algoritma sayesinde kırılan levhalar takip edilebilir ve doğal afetlerin oluşmasını önceden tahmin edilebilir.

Su altı Gizemi için Geliştirilen Keşif Araçları

Bu tahminlerin gerçekleşebilmesi amacıyla yapay zekâ çalışmaları birkaç aşamadan oluşuyor: veri toplama, veri iyileştirme ve veri yönetimi. Araştırmacıların geliştirdiği çeşitli programlar, verilerin bir araya getirilmesine ve ardından bulanık görüntülerin veri iyileştirme yöntemiyle bulanıklılığının kaldırılmasına destek oluyor. Daha sonrasında ise araştırmacılar ortaya çıkan görüntüleri değerlendirmek için verileri değerlendirmesini mümkün kılan bir yapay zekâ algoritması kullanıyor. Bu şekilde denizin altında belirlenememiş unsurlar ortaya çıkarılabilir.

Araştırmacılar, deniz tabanlarının analizi için yüksek çözünürlükte üç boyutlu görsel haritalama kameraları kullanarak bir dizi otonom su altı aracı (AUV) geliştirdi. Daha sonrasında, sınıflandırma için kullanılan denetimsiz kümeleme algoritmaları ile okyanusun derinliklerinde araştırılabilecek dinamik sıcak noktalar belirlediler. Bu noktalar ve Nereus gibi Terradepth’e benzer araçların geliştirilmesi ile insan kontrolünden bağımsız olarak çalışabilen araştırmacılar su altındaki görevlerine başladı.

Stanford Robotics Lab’de geliştirilen Nereus sualtı gizemini çözmek için tasarlanmış robotun parçalarının anlatımı

Stanford Robotics Lab’de geliştirilen Nereus su altı robotunun parçalarının anlatımı

Su altı Kolonileri ile Maden Keşifleri

Günümüzde okyanusların %90’ından fazlası keşfedilmemiş bir şekilde duruyor. Yapay zekâ destekli su altı robotları sayesinde yapılacak keşifler yeni enerji kaynaklarını ortaya çıkabilir. Yeni enerji kaynaklarının keşfi ile petrol gibi yenilenemez kaynakların ömrü uzayabilir anca insanlığın ömrünün uzaması için bu enerji kaynakları yerine yenilenebilir enerji kaynakları kullanmayı unutmamalıyız!

Keşiflerin de ötesinde yapay zekânın yardımıyla bir su altı kolonisi oluşturmak mümkün olabilir. Su altında yaşayan robotların oluşturduğu bir koloni, kulağa ilginç geliyor değil mi? Çinli bilim insanları, Deep Sea Atlantis olarak bilinen proje kapsamında Güney Çin Denizi'nde dünyanın ilk yapay zekâ kolonisini kurmaya hazırlanıyor. Araştırmacılar, koloniyi Güney Çin Denizi yüzeyinin 6 ila 11 kilometre altında inşa etmeyi planlıyor.

Tamamen otonom bir sistemin kurulmasının planlanması da projeyi oldukça çekici bir hâle getiriyor. Koloninin insanların ziyaret edebilmesi ve yapay zekânın kontrol altında tutulabilmesi için uzay istasyonu gibi yüzeye ulaşımı sağlayan fırlatma platformlarına sahip olacağı düşünülüyor. Yapay zekâ destekli su altı araçları, keşif görevlerini yürütmek, yeni alanları araştırmak ve bilinmeyen deniz canlıları hakkında veri toplamak için bu istasyonlardan üssü terk edebilecek. Çinli araştırmacılar bu sayede keşiflerin hızla ilerleyeceğini düşünüyor.

“Deep Sea Atlantis” yapay zekâ kolonisinin fütüristik bir sualtı gizemi görüntüsü

“Deep Sea Atlantis” yapay zekâ kolonisinin fütüristik bir görüntüsü

Sonuç olarak, yapay zekâ sayesinde dünyanın %95’ini kapsayan bir gizem çözülebilir. Belki de kayıp Malezya uçağının parçaları derinlerde bir yerde robotların keşfedeceği günü bekliyor olabilir. Yalnızca bu gizem de değil, geliştirilen algoritmalar ile okyanusta yaşayan canavarların var olup olmadığı hakkındaki derin ve komik soruların da önüne geçebiliriz.

Kaynak: Electronicsforu

bottom of page