top of page
  • Can Duru

GPT-3 ile Web 3.0’ın Birlikteliği!

Karlı günlerde yolların kapanması korkusuyla birçoğumuz evde kalmayı tercih ediyoruz. Eğer aileniz ile yaşıyorsanız veya bir evcil hayvanınız varsa ne mutlu size! Ancak tek başına kaldığı için herhangi bir eğlence unsuru bulamayan insanların varlığını da unutmamalıyız. Gelecekte hiç kimse yalnız kalmak zorunda olmayabilir çünkü Web 3.0 ile insanları eğlendirecek GPT-3 chatbotları (sohbet robotları) geliştiriliyor.

Gelecekte hayatımızın her noktasından erişilebilir olması planlanan bu sohbet robotları bir devrim gerçekleştirmeyi hedefliyor. Günümüzde birçok kişi mental açıdan iyi olmamasına rağmen fahiş fiyatlar ve randevu alamama gibi nedenlerden dolayı psikologlara başvuramıyor. Merak etmeyin, artık psikoloğunuz 7/24 ulaşılabilir biçimde ucuz ücretlendirmeler ile ayağınıza geliyor. Nasıl mı? Bu imkân; Web 3.0 ile mesajlardan, telefon konuşmalarından ve hatta internetten erişilebilir duruma gelen GPT-3 algoritmasına sahip chatbotlar ile gerçek hayata geçiyor.

GPT-3 Nedir?

GPT-3; yapay zekâ algoritmaları geliştirmeyi hedefleyen ve Microsoft gibi teknoloji devleri tarafından desteklenen OpenAI LP tarafından geliştirildi. Geliştirilen üçüncü nesil dil tahmin modeli sayesinde insanlar yapay zekâya şiir yazdırabiliyor hatta kısa açıklamalar ile uygulama bile yaptırabiliyor. Henüz beta aşamasında olduğu için tüm kullanıcılar ile paylaşılmayan model gelecekte birçok insanın işini kolaylaştıracak gibi görünüyor. Peki, GPT-3 önceki dil algılama modellerinden neyi farklı yapıyor?

GPT-3 tarafından yazılan “Salvation” yani “Kurtuluş” şiiri

Google Translate’in hiçbir şekilde anlamlı çeviriler yapamadığı ilk zamanlarını birçoğumuz hatırlıyor olabilir. Bunun sebebi yapay derin sinir ağlarının (Deep Neural Network (DNN)) yerine bu algoritmaların bir önceki aşamasının kullanılmasıydı. Günümüzün teknolojilerine göre ilkel kalan algoritma da çevirileri mahvederek insanları delirtmekten başka bir işe yaramıyordu. GPT-3’ün yapay derin sinir ağları sayesinde geliştirilmesi sonucunda bu problem neredeyse ortadan kalktı. Artık Google Çeviri’ye bütün bir paragraf koyduğunuzda bile gayet anlamlı bir şekilde istediği dile çevirebiliyor.

GPT-3’ün Önceki Modellerden Farkları

GPT-3’teki en büyük yeniliklerden birisi kelimelerin harflerden oluşan bir yazı olarak görülmesi yerine matematiksel vektör gibi görülmesi oldu. Bu ne demek? 2013’te yayınlanan Word2vec makalesinde örneklendiği gibi Paris’i bir vektör olarak alabiliriz. Sonrasında bu vektörden Fransa'yı çıkartıp Roma’yı ekleyebiliriz ve sonuç olarak Roma’yı elde etmiş oluruz. Buna ek olarak makalede “Bilim insanı - Einstein + Picasso = Ressam” ve “Windows - Microsoft + Google = Android” gibi başka örnekler de bulunuyor. Kelimeleri bir vektör olarak değerlendirme ve toplama çıkarma yapabilme özelliği sayesinde GPT-3 uzun cümleleri kolaylıkla anlayabilir duruma geldi. Belki de Google Translate’in uzun cümlelerdeki başarısını vektör algoritmalarına borçlu olabiliriz.

İkinci önemli yenilik ise art arda gelen cümlelerin anlaşılmasında oldu. Paragrafların yapay zekâ tarafından daha iyi anlaşılabilmesi ve üretilebilmesi için derin sinir ağları yerine sıralı sinir ağı (RNN) adı verilen algoritmalar kullanılmaya başlandı. 2014’te yayınlanan Seq2seq makalesi kısa süre içerisinde makine öğrenmesinde oldukça popüler hale geldi ve Google gibi doğal dil işlemeyi kullanan şirketler RNN algoritmalarını kullanmaya başladı. Geliştirilen algoritmalar çıktığı andan beri popülerliğini korumayı başarmış olsa da ilk başlarda anlaşılabilir metinler üretebildiklerini söylemek mümkün değil.

Dilin ana hatlarını oldukça iyi düzeyde anlayabildiği için dil bilgisi açısından tutarlı metinler üretse de içeriğin anlamı kısmında eksiklikler bulunuyordu. Bunun ana sebebi ise yeni geliştirilmiş olmalarından dolayı yeteri kadar parametrelerinin bulunmamasıydı. Başarısızlık 2017’deki Nöral Bilgi İşleme Sistemleri Konferansı ve Çalıştayı’ndan (NIPS) sonra ortadan kalkmaya başladı. Google Brain ve Toronto Üniversitesi’nden araştırmacılar, Transformer mimarisi adında derin öğrenmeyi daha da derinleştirme imkânı tanıyan bir model duyurdu. Bu model ile algoritmalara daha çok parametre verilebildi ve içerik kısmındaki anlamsızlık ortadan kalkarak günümüzdeki halini aldı.

Google'ın geliştirdiği BERT-base’in 340 milyon parametresi bulunuyor. Salesforce'un geliştirdiği devasa CTRL modeli ise 1.6 milyar parametreden oluşuyor.

Google Translate’te yaşanan gelişmenin aynısının Chatbot’larda da yaşanması planlanıyor. Şu anda bir sohbet robotu ile konuşmaya çalıştığımızda kendimizi özgürce ifade edemiyoruz. GPT-3, insan dilini daha iyi algılayabilen modelleri sayesinde tam olarak bu durumu değiştirmeye geliyor. Gelecekte sohbet sırasında daha özgür bir dil kullanabilmemiz ve Siri’nin söylediği gibi “Anladığımdan emin değilim!” cümlesi ile karşılaşmamamız hedefleniyor. Geliştiriciler sohbet robotunu Web 3.0 ile birleştirerek daha fazlasını yapabileceklerine inanıyor.

GPT-3 ve Web 3.0 Birlikteliği

Hem GPT-3 hem de Web 3.0 kavramları hayatımızda oldukça yeni olmasından dolayı Amazon Echo Show veya Google Nest Hub gibi birlikte kullanıldıkları çok az sayıda örnek bulunuyor. Web 3.0’ın merkeziyetsiz yapısıyla birlikte GPT-3 algoritmasına sahip sohbet robotları internetteki her içeriğe erişim sağlayabiliyor. Kullanıcı ilk olarak sohbete konuşma girdisi veriyor ve daha sonra algoritma bu girdiyi kullanarak görüntü, metin veya video içeren bir kullanıcı arayüzü oluşturuyor. Sohbet kısmına gönderilen içerik de kullanıcının tercihine göre video olarak izlenebilir veya podcast şeklinde dinlenebilir.

Web 2.0 ile GPT-3 ile birleştirilmiş Web 3.0’ın farkını gösteren tablo

Bu tablodan da görüleceği üzere Web 3.0 ve GPT-3 ile chatbotlar eski durumlarına göre oldukça kullanışlı hale geliyor. Hatta geliştirilen yeni algoritmalar ile sohbet sırasında direkt olarak dinamik linkler de oluşturulabiliyor. Herhangi bir hesap açma derdiniz olmadan yalnızca sizin cevaplarınıza göre merkeziyetsiz yapı sayesinde bir internet sitesi linki oluşturuluyor ve sohbet robotu ile yaptığınız alışverişinizin durumunu buradan takip edebiliyorsunuz. Bu çok basit gibi görünebilir ancak dinamik linklerin oluşturulması gelecekte hayatımızın her noktasına dahil olabilecek teknolojik birlikteliğin sadece başlangıcı olduğunu belirtmeliyiz.

GPT-3 ve Web3.0 birlikteliği; sanal dünyada yaptığımız bir alışveriş sırasında yapay zekânın yanlış ürünü satın almamızı engelleyebilir. Özellikle çocukların, metaverse'ün ışıltılı dünyasında kendisini kaybedip bilinçsiz adımlar atmasına engel olabilir. Sohbet robotumuzun her platformdan erişebilir olduğu ve “masayı donat” demişcesine önümüzü Web 3.0 içerikleri ile doldurduğu günleri yakın bir gelecekte görmek dileğiyle…

Kaynak: Towards Data Science, Medium

bottom of page