top of page
  • Can Duru

Yalan Söylemeye Karşı Yapay Zekâ

Hepimiz hayatımızda en az bir kere de olsa yalan söylemişizdir. Hatta yapılan araştırmalara göre, birçok insan günde en az iki kere yalan söylüyor. Bir insanın ortalama yaşam süresinin 72 yıl olduğunu düşünürsek en az 52560 yalan söylemiş oluyor. Bu yalanların bazılar beyaz yalan iken bazıları ise bır grup insanın hayatlarını değiştirebilecek boyutta büyük yalanlar olabilir. Örneğin, ortada bir cinayet olduğu durumda tanığın yalan söylemesi, adalet dengesini şaşırtarak masum bir kişi tüm ömrünü hapiste geçirmesine sebep olabilir. Bu durumun yaşanmaması için elektrotlar ile beyin dalgalarının takibi gibi çeşitli yöntemler geliştirilse de ekonomik açıdan uygun olmadı. Yapay zekâ sistemlerinin geliştirdiği yöntem, zaman ve ekonomik problemleri ortadan kaldırarak etkili bir sistem ortaya koyuyor.

Yalan Söylemenin Tarihi

Yalan söylemenin tam olarak ne zaman ortaya çıktığı kimse tarafından bilinmiyor. Ancak insanlığın doğuşundan bu yana yalanın kullanıldığı birçok kişi tarafından kabul ediliyor. Yalanın tarihi hakkında birazcık gülmek isterseniz Netflix’de bulabileceğiniz “The Invention of Lying” filmini izleyebilirsiniz. Biraz daha ciddi olmamız gerekirse yalan söylemenin tarihte sebep olduğu birkaç olaya bakabiliriz.

  1. İlk olarak 1919 Dünya Beyzbol Şampiyonası’nda para için söylenen yalandan bahsedebiliriz. White Sox takımındaki altı oyuncu 1.5 milyon dolar için takımına bilerek kaybettirmesinin ardından Black Sox adıyla anıldılar. Durumu ilginç kılan durum ise mahkemenin ilk önce suçlu kabul ettiği bu oyuncular hakkındaki delillerin bir anda yok olarak hiçbirinin ceza almaması oldu.

  2. İkinci olay ise Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşandı. 1962 yılında Amerikan gizli servisi Küba sınırı yakınlarında Rusya’nın Küba’ya teslim etmemesi gereken füzelerin tespit edildiği gerçeğini ortaya çıkardı. Bir süre boyunca yalanlarına devam eden Rusya, Amerika’nın sert baskıları nedeniyle eninde sonunda füzelerini geri almak zorunda kaldı.

  3. Üçüncü ve sonuncu olarak ise teknoloji dünyasından bir örnek verebiliriz. Apple yıllardır güncellemeler ile eski telefonları yavaşlattığını kabul etmese de yapılan araştırmalar sonucunda dolaylı olarak da olsa bu iddiayı doğrulamak zorunda kaldı. Bunun sonucunda ise birçok kullanıcı Apple’a dava açarken diğer kullanıcılar da ücretsiz pil değişimi gibi isteklerde bulundu.

Günümüzdeki Yalan Tespit Sistemleri

Günümüzde birçok farklı yalan tespit sistemi kullanılıyor. Tamamen hislere bağlı olarak yalan sezme yöntemi, kalp atışı ve göz bebeklerinin büyüyüp küçülmesinin incelenmesi gibi çeşitli denemeler ile yalanları ayırt etmeye çalışıyor. Bunlar arasından en çok tercih edilen ise elektrotların belirli bölgelere bağlanması ile profesyonel bir kişinin şüphelinin sonuçlarını sürekli olarak analiz etmesidir. 

Bundan da anlaşılacağı üzere tüm bu ekipmanları toplamak ve sürekli olarak birinin izlemesini sağlamak hem ekonomik kayba hem de zamanın boşa harcanmasına sebep oluyor. Diğer yöntemlere baktığımız zaman ise hiçbiri tam anlamıyla bilimsel bir yöntem olmadığı için hata oranı çok yüksek oluyor ve istenilen sonuç her zaman için elde edilemiyor. Sonuç olarak, insanlığın yalanları daha etkili bir şekilde tespit edebilmesi için teknolojiyi kullanması kaçınılmaz oldu.

Yapay Zekâ ile Göz Analizi Sayesinde Yalanların Tespiti

Todd Mickelsen adındaki bir araştırmacının geliştirdiği sistem sayesinde dört milletvekili, iç güvenlik uzmanı ve Amerika İstihbarat Teşkilatı (CIA) ajanı yalan söylerken yakalandı. Bu nasıl mı oldu? Çok basit bir şekilde Todd Mickelsen’in geliştirdiği sistem insanların gözüne bakarak yalan söyleyip söylemediklerinin analizini yapıyor. Daha sonrasında ise ortaya çıkardığı sonuç oldukça başarılı bir iş gerçekleştiriyor. 

Geliştirilen sistem EyeDetect olarak adlandırılıyor. Çalışma mekanizması olarak ise sistem göz aktivitesini milisaniyeye kadar takip ediyor ve her kareyi analiz ediyor. Peki, yalan söylediği nasıl anlaşılıyor? Yalan söylemek için doğruyu söylemekten daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Sonuçta, diğer doğrular ile çelişmemesi gerekiyor veya söylediğiniz yalanın kişiliğinize uyması gerekiyor. Bu düşünme sırasında göz bebekleri milisaniyelik olsa bile büyüyor. Gözlem sonucunda ise tüm bu büyümeler, Mickelsen'in CEO'su olduğu Lehi merkezli Converus şirketi tarafından oluşturulan EyeDetect sistemi ile mikroskobik olarak tespit ediliyor. İstatiksel olarak, EyeDetect %90'ın üzerinde bir başarı oranıyla yalanları tespit edebiliyor.

Tüm yalanları tespit eden bir sistem ne kadar iyi olabilir şu anda bunu bilemeyebiliriz. Sonuçta, bazen zorunluluktan çeşitli kişileri kurtarmak amacıyla devlet insanları gibi güçlü kişiler tarafından söylenilen yalanlar bulunuyor. Her ne kadar yalan söylemek bazen bir politik hareket olsa da yeni gelişen teknolojiler ile bunların kolayca tespit edilebilir olduğunu unutmamız gerekir. Yoksa, beyaz yalanlar kötü bir şekilde sonuçlanabilir.

Kaynak: Deseret

bottom of page